Archive for the ‘Ali Kılınçsoy’ Category
Dünya Tiyatrosu
    Bir Pazar günü gazete okuyarak uyuklarken büyük puntolarla yazılmış bir ilana gözüm ilişti:     Dünya Tiyatrosunda görev alacak tecrübeli oyuncular aranıyor. Bu oyunda herkese rol var.     Bir telefon numarası ve adres yazılmıştı. Ben tecrübeli bir oyuncu değildim, ama yazılanlar doğruysa ve bu oyunda herkese rol varsa neden benim de bir rolüm olmasın?     Adresi ve telefon [...]
Aralık 10, 2008
·
idareci ·
No Comments
Posted in: Ali Kılınçsoy
İNANÇLARIMIZ
1940′lı yıllarda bazı köklü inançlarımız olduÄŸunu anımsıyorum. Bu inançların nasıl ve ne zaman baÅŸladığını söylemek güçtür. Belki de İslamlık öncesi Åžaman inanışının günümüze kadar sürüp gelmesidir. Åžunu biliyoruz ki, bu inanışlara aykırı düşünenlere, inkar edenlere iyi gözle bakılmazdı. İnanmayanlar dinden imandan nasibini almamış zındıklar olarak kabul edilirdi. Bazı inançlar o günlerin zorlu hayat ÅŸartlarından, bazıları [...]
Kasım 17, 2008
·
idareci ·
No Comments
Posted in: Ali Kılınçsoy, Site yazarları
AĞAÇ YETİŞTİREN BİR DERVİŞ MUSTAFA ŞAHİNTÜRK
Rivayet ederler ki; Yunus Emre, Tabduk Emre dergâhına kırk yıl odun taşımış. Bir kere bile eÄŸri odun getirmemiÅŸ daÄŸdan. Çünkü o kapıya eÄŸri odunu yakıştıramazmış. Odunları sırtında taşıyan bir Yunus’la, sırtında bir koruluk taşıyan Mustafa Åžahintürk arasında bir fark göremiyorum. Ne diyordu hadis-i ÅŸerif?Kıyamet günü elinde bir fidan varsa onu dik.? Anılarını Berendide bir yakaya [...]
Kasım 15, 2008
·
idareci ·
No Comments
Posted in: Ali Kılınçsoy, Site yazarları
ULUKIŞLANIN KÜÇÜK DEV ADAMI
( MEVLÜT  DEMİRYAY )    Bu yazıyla size Mevlüt Demiryay’ı tanıtmak istiyorum. Hani ÅŸu Levent Kırca’nın Mevlüt Ustaaaası var ya. Hani ÅŸu kendi küçük, ama yüregi büyük Mevlüt var ya. Bu yaz köye, anacığını ziyarete gelmiÅŸti. Altı gün kaldı köyde. Altı gün sonra bir telefon geldi Levent Kırca’dan. Yeni projelerde görev alması için çağırmışti Levent [...]
Kasım 7, 2008
·
idareci ·
No Comments
Posted in: Ali Kılınçsoy, Site yazarları
PROMETHEUS
Çok eski zamanlarda, daha insan denilen varlık yeryüzünde şereflendirmeden önce, hayvanlar ve bitkiler vardı. Böcekler sessiz yaşamını sürdürürken kuşlar şarkılarını söylüyordu. Fakat dünyayı anlamlandıracak olan insanın olmayışı bir eksiklik gibi duruyordu. Tanrılar tanrısı Zeus uzun uzun düşündükten sonra kendine benzer yaratıklar da olması gerektiğine karar verdi. Yeryüzüne, bir ırmak kenarına indi. Bir top toprak aldı [...]
Kasım 4, 2008
·
idareci ·
No Comments
Posted in: Ali Kılınçsoy






