Kontur gerilla, Derin devlet, ERGENEKON…?

Son yıllarda dünyada yaşanmakta olan ekonomik, siyasi ve toplumsal değişimlerin Türkiye’ye yansıması nasıl olmaktadır?
Konunun daha açık anlaşılabilmesi için soruyu başka biçimde soralım. Kökleri AKP iktidarının çok daha gerilerinde aranması gereken Ergenekon( kontur gerilla yaygın adıyla DERİN DEVLET) operasyonunun anlamı nedir; uluslararası bağlantısı var mıdır?

Bu sorulara doğru cevaplar bulabilmek için devlete egemen olan yapının en azından son 40 yılına bakmak gerekiyor. Türkiye’yi idare eden ekonomik ve siyasal güçler kendi iradeleri yerine, emperyalistlerin kendilerine biçtiği rolü üstlenmeleri dolayısıyla dışsal otorite olmak durumunda kalmışlardır. Bunun açık anlamı Ülkemizi yöneten bir avuç azınlığın(oligarşinin) mutluluğu sömürgeci emperyalist güçlerin işbirlikçileri olmalarına bağlanmıştır.

İşbirlikçilerin kendi aralarında çıkar çatışmaları yaşanması nedeniyle değişik dönemlerde ülkemiz iç savaş ve kaos ortamına sürüklenerek bu günlere geldi. Bu süreçte üç açık askeri darbe ve karanlık güçler eliyle (kontur gerilla aracılığıyla egemen güçlerin çıkarları gerektirdiği için) sayısız cinayetler işlendi. Egemen güçlerin (oligarşinin) kendi arasındaki iktidar kavgası alanında yaratılan savaş ve kaos ortamının suçu her seferinde ülkemizin tam bağımsızlığından yana olan yurtsever emekçi halk güçlerinin üstüne yıkılmıştır. Bu konuda egemen güçler şimdiye kadar her seferinde başarılı olmuşlardır!

Ülkemizde devleti ve iktidarları ellerinde tutan güçlerin işbirlikçi olmaları nedeniyle emperyalizmin içsel bir olgu haline gelmesi ve bu nedenle emperyalistlerin ülkemiz üzerindeki çıkarları ile yerli işbirlikçilerinin çıkarları ortak nokta da buluşur hale geldi. Böylece içselleşmiş emperyalizm her koşulda ülkemizde yaşanan olayların açıktan belirleyicisi durumuna da gelmiş oldu.

Bu çerçeveden bakıldığında, son iki yıldır yaşanmakta olan (cumhurbaşkanlığı secimi ve Ergenekon operasyonu çerçevesinde şekillenen) çatışmanın gerçek aktörleri ve sebepleri daha açık anlaşılacaktır. Sömürge tipi faşizmin askeri darbeler aracılığıyla açıktan faşist diktatörlükleri ve sivil faşist güçler ile kontur gerilla işbirliği ( bu günkü adıyla Ergenekon) aracılığıyla da gizli faşist diktatörlükler olarak ortaya çıktığını bu gün örgütleyicileri bile saklayamaz duruma geldi.

1975 yılı sonrası milliyetçi cephe hükümetleri oluşumunu aratmayan Ulusalcı-Milliyetçi-faşist güçlerin ittifakıyla emperyalizmin kontrolündeki devleti gerekirse darbeci oluşumlar ve darbelerle korumanın yurtseverlikle ilgisinin olmadığı gibi; emperyalizmin küreselleşme trenine binerek dinsel, mezhepsel ve ulusal özgürlükleri kullanarak gerçek (sınıfsal) ayrışmaların üstünü örterek daha kolay sömürmeyi hedeflemesini demokrasinin ve özgürlüklerin geliştirilmesi gibi görenler arasında geçen çatışmadan halktan yana bir sonuç çıkmayacağı açıkça görülmektedir. “Türkiye arka planında bir güç paylaşımı bir iktidar kavgası yatan derin bir kaosa doğru sürükleniyor. Görünenin ardında ise sermaye sınıfı arasındaki çelişkiler, dünya politikasındaki uluslararası çıkar çatışmaları ve bu çatışmaların talep farklılıkları uzanıyor. Kendini dönüştürme kapasitesini yitiren rejim bu kavga nedeniyle kilitlenmiş durumda. Kuruluşundan bugüne askeri darbelerle, muhtıralarla, balans ayarlarıyla ayakta kalmak için soluklanan; hiçbir köklü sorunu çözmeyi başaramayan yönetim anlayışı çatırdıyor. Her kim bu iktidar kavgasını kazanırsa kazansın ortaya bir “pyrus zaferi” çıkacak bu açıkça görülüyor. Çünkü kazananların kaybedenlerden farklı bir vaatleri yok. Bütün sorun uluslar arası sermayenin halkı yönetmek için kimi tercih edeceğiyle ilgili. Özelleştirmeler konusunda, sosyal hakların budanması konusunda, 1 Mayıs’ın engellenmesi konusunda, özgürlüklerin ve demokrasinin kısıtlanması konusunda bir görüş ayrılığı yok aralarında.”

12 Eylül darbesinin 28. yıldönümünde kısa bir değerlendirme yapacak olursak eğer; egemen güçler arasındaki kavga nedeniyle yönetenlerin yönetemez hala geldiği bir dönemde askeri darbe söylendiği gibi ülkede yaşanan iç savaşı önlemek için değil tam tersine kontur gerilla ve sivil faşist güçler eliyle “üreten biziz yöneten de biz olacağız” diyebilen devrimci halk hareketini bastırmak için bir iç savaş ortamı yaratarak askeri faşist darbesine zemin hazırlanmıştı.

Ülkemizin gündemini uzun zamandan beri işgal etmekte olan ERGENEKON (Kontur gerilla ya da derin devlet) operasyonu kargaşasını yukarda çizilen çerçevede değerlendirerek bir ölçüde perdeyi aralayabilmek mümkün olacaktır.

Bu yazıyı üzerinde düşünmeye değer okkalı bir cümle ile sonlandırmak gerekirse;
“Devlet Ergenekon operasyonu ile bağırsaklarını temizlemektedir.” demek yerinde olur kanaatindeyim.

Sevgi ve Saygılarımla…

M. Soytetir

soytetirm@hotmail.com

Kasım 5, 2008 · idareci · No Comments
Posted in: Mehmet Soytetir, Site yazarları

Leave a Reply